HAÇLI SEFERLERİNDEN BUGÜNE ORTA DOĞU: DEĞİŞMEYENLER

Orta Doğu'daki çatışmaların kökenlerini incelediğimizde, Haçlı Seferlerinden günümüze kadar uzanan süreçte bölgenin stratejik ve ekonomik öneminin belirleyici olduğunu görmekteyiz. Haçlı Seferleri genellikle dini bir motivasyonla açıklansa da günümüzde bu görüş geri planda kalmış ve daha çok Avrupa'nın siyasi, sosyal ve ekonomik gereksinimlerinden kaynaklandığı anlaşılmıştır.

Avrupa, iç kamuoyundaki sıkıntıları öteleyebilmek adına Orta Doğu’ya yönelmiş ve 200 yıl boyunca bu bölgeye büyük kitleler hâlinde seferler düzenlemiştir.

Haçlı Seferleri döneminde Levant bölgesi, ticaret yolları açısından büyük bir öneme sahipti. Orta Çağ boyunca Kürk Yolu, İpek Yolu ve Baharat Yolu üzerinden gelen ürünlerin Batı’ya arz edildiği ve bu ürünlerin bölgedeki ticaret şehirlerinden geçtiği bilinmektedir. Levant bölgesi, bu ticaretin merkezi hâline gelmiş ve burayı kontrol eden güçler ekonomik açıdan büyük avantajlar elde etmiştir. Haçlıların bölgeyi ele geçirme amaçlarının başında da bu ekonomik girdilere sahip olma isteği bulunmaktadır.

Özellikle İtalyan denizci şehir devletleri, Haçlı Seferleri sürecinde bölgedeki ticareti kontrol etmeyi hedeflemiştir. Venedik, Cenova ve Pisa gibi şehir devletleri, Levant kıyılarında ticari koloniler kurarak Doğu’dan Batı’ya yapılan ticaretin ana aktörleri olmuşlardır. Bunun en önemli örneklerinden biri Akka şehridir. Haçlı Seferleri öncesinde küçük bir sahil kasabası olan Akka, seferler sırasında önemli bir ticaret merkezi hâline gelmiş ve bölgenin ekonomik kalkınmasını sağlamıştır.

Haçlı Seferleri’nin sona ermesinden sonra da bölgenin ekonomik önemi devam etmiştir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde bölgedeki istikrar sağlanmış, ancak 19. yüzyıldan itibaren Batılı güçlerin ilgisi tekrar artmıştır. Osmanlı’nın son döneminde petrol yataklarının keşfedilmesi, bölgenin stratejik önemini daha da artırmıştır. Sultan II. Abdülhamid döneminde petrol rezervlerinin haritalandırılması ve İngilizlerin bölgeye olan ilgisi, Birinci Dünya Savaşı sürecinde Osmanlı’yı savaşın içine çeken unsurlardan biri olmuştur. Osmanlı’nın yıkılmasının ardından İngilizler ve Fransızlar, bölgeyi kendi çıkarları doğrultusunda cetvelle çizilmiş sınırlarla şekillendirmiş ve kukla yönetimler kurarak bölgedeki siyasi yapıyı kontrol etmeye çalışmışlardır.

Günümüzde de benzer bir durum söz konusudur. Amerika Birleşik Devletleri’nin Arap Baharı sürecindeki müdahaleleri, Irak ve Suriye’deki operasyonları, Haçlı Seferleri dönemindeki ekonomik ve siyasi hedeflerle benzerlik göstermektedir. Bölgedeki doğal gaz rezervleri ve enerji kaynakları, Batılı güçlerin Orta Doğu’daki varlığını sürdürmesine, bir “satranç” düzenlemesine neden olmaktadır. Özellikle Doğu Akdeniz’deki enerji kaynakları üzerindeki mücadele, bölgedeki çatışmaların temel unsurlarından biri hâline gelmiştir. Filistin meselesi de bölgedeki stratejik çekişmelerin devam ettiğinin en açık göstergelerindendir.

Fransa’nın Lübnan ile olan tarihsel bağları, Haçlı Seferleri döneminden günümüze kadar uzanan bir sürecin parçasıdır. Haçlı Seferleri sırasında Levant bölgesinde etkin olan Fransızlar, günümüzde de bölge üzerindeki siyasi ve kültürel etkisini sürdürmektedir. Aynı şekilde Amerika, Rusya ve İngiltere’nin günümüz Suriye’sinde oynadığı roller, Orta Çağ’daki siyasi ittifaklarla benzerlik taşımaktadır. Haçlı Seferleri sırasında Müslüman yöneticilerin Haçlılarla yaptığı ittifaklar, günümüzde bölgedeki devletlerin Batılı güçlerle kurduğu ilişkilerle paralellik göstermektedir.

Sonuç olarak, Orta Doğu’daki çatışmaların kökeni büyük ölçüde ekonomik ve stratejik çıkarlarla ilişkilidir. Bölge, tarih boyunca büyük güçlerin ilgisini çekmiş ve bu güçler, kendi çıkarlarını korumak için askeri ve siyasi müdahalelerde bulunmuştur. Osmanlı İmparatorluğu’nun uzun süre boyunca bölgede sağladığı istikrar, bu sürecin tek istisnası olarak değerlendirilebilir. Ancak Osmanlı’nın yıkılmasının ardından Batılı güçler tarafından çizilen sınırlar ve kurulan yönetimler, günümüze kadar süregelen istikrarsızlığın temel sebeplerinden biri olmuştur.

George H. W. Bush’un Körfez Savaşı sırasında “Haçlı Seferi” ifadesini kullanması, Batı’nın Orta Doğu’ya yönelik tarihsel ilgisinin bir yansıması olarak değerlendirilebilir. Bu söylem, Batı’nın bölgedeki müdahalelerinin yalnızca modern siyasi dinamiklerle değil, aynı zamanda tarihsel ve ideolojik temellerle de bağlantılı olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla, Haçlı Seferleri’nden günümüze kadar uzanan süreçte Orta Doğu, her zaman büyük güçlerin hedefi olmuş ve bölgedeki çatışmaların temelinde ekonomik ve stratejik çıkarlar yer almıştır.

Yani, geçmişte nasılsa bugün de aynı şekilde devam eden bir durum söz konusu. Batı milletleri, fırsat buldukça ve mazeret ürettikçe Orta Doğu’ya müdahale etmeyi, buradaki olayları kendi çıkarları doğrultusunda şekillendirmeyi bir araç haline getirmişlerdir. Aslında, tüm bunların kökenlerini Haçlı Seferlerinde görmek mümkündür.


img

Prof. Dr.
Aydın Usta