Savaşta Yapay Zekâ Kullanılan Otonom Silah Sistemleri ve Uluslararası Hukuk

Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği ve Uluslararası Kızıl Haç Komitesi başkanı 2023 yılı Ekim ayında yapılan toplantıda Otonom silah sistemleri ilgili kurallar ve kısıtlamalar getirilmesi gerektiğini vurgulamışlardır.

II. Dünya Savaşında 70 Milyon insanın ölümünden sonra Cenevre Sözleşmeleri yapılmış ve 1977 yılında iç savaşların ve uluslararası hale getirilmiş savaşların insancıl bir duruma gelmesi için ek protokoller imzalanmıştır. Günümüzde insancıl denen savaş hukuku bütün eksikliklerine rağmen belirgin olarak savaşların daha insancıllaşmasını sağlamıştır. Uluslararası ceza mahkemesinin varlığı ve savaştan sonra Yugoslavya’da kurulan ad hoc ceza mahkemeleri savaş alanına nispi bir frenleme sağlamış gözükmektedir. Ancak Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Gutterres’in belirttiği gibi savaşlar, yapay zekâ kullanılarak oluşturulan otonom silah sistemleri ile yapılması durumunda insanlığın denetleyemeyeceği daha acımasız ve denetimsiz bir savaş çağına girilecektir.

Yapay Zekanın Kullanımı

İsrail, İran’ın nükleer silah üretiminde etkili bilim adamlarından Mohsen Fahrizade’yi 1600 kilometre uzaktan ateşlenen, uzaktan kumandalı bir makinalı tüfekle öldürmüştür. MOSSAD bu tüfeği bir kamyonetin kasasına sığan bir robotik aletle yerleştirmiş. Hedefin ve çevrenini görüntüsünü sağlayan bir dizi kamera ile donatmıştır. Silaha sinyal aktarımı, zaman gecikmesini ve mermiler ateşlendiğinde kamyondaki sallanma ve titreşimi hesap eden, Fahrizade’nin aracının hızını da hesaplayan bir yapay zekâ yazılımı kullanmıştır. Kamyonetten atılan kurşunlar, Fahrizade’nin kullandığı aracın ön camından gelerek kendisini öldürmüştür. Bu gelişme hem büyük hem de küçük ulusları, çok az gözetim ve kısıtlamayla gelişmiş insansız hava aracı edinmek, kendi kendine hedef yazan (algoritmik) bir dizi kara ve deniz tabanlı silahlar geliştirmek için harekete geçirmiştir. 

Ukraynalılar bazı Rus savaş gemilerine karşı İngiltere’nin geliştirdiği robotik, patlayıcı yüklü hedefini kendisi bulan ufak denizaltılarla yaralamışlardır. İran da Japonların kamikaze tipine benzer intihar sihaları yaparak bunların bir kısmını Rusya’ya satmıştır. Ermenistan-Azerbaycan savaşında Türkiye’nin ve İsrail’in Azerbaycan’a verdiği insansız hava araçları Azerbaycan’ın savaşı kazanmasında önemli rol oynamıştır. Bu silahların kullanım ve yapımında, savaşta geliştirilmesi, konuşlandırılması ve yapımında ortak kurallar üzerinde bir anlaşmaya varılması gereklidir. Büyük devletler Amerika, Rusya ve Çin kendi yapay zekâ silahlarının geliştirilmesine ilişkin gözetim sözü vererek öncülük edebilirler. Ayrıca yapay zekânın savaşta nasıl kullanıldığına göz kulak olacak bağımsız bir uzman izleme grubu oluşturulabilir. Bu grup Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun belirleyeceği uzmanlardan ya da Uluslararası Atom Ajansı gibi nükleer enerji kullanımını ve nükleer silah yapımını denetleyen, Birleşmiş Milletler içinde bir uzman kurumda oluşturulabilir. Ülkeler çok geçmeden yeni ortaya çıkan askeri teknolojinin kullanım normlarına karar vermek için toplanmalıdır.

Gazze ve Ukrayna

Ulusal güvenlikle ilgili yapay zekâ sistemleri bir dizi uygulamayı kapsar. Bu görevleri şöyle ayırabiliriz:


Üst görevler, istihbarat, gözetleme, keşif, komuta kontrol, bilgi yönetimi, lojistik ve eğitim.

Daha düşük görevler, hedef seçimi ve katılım. 

Ukrayna’daki varolan savaş, teknoloji şirketlerine ve yatırımcılara süper buluş laboratuvarı imkânı veriyor. En önemli değişikliklerden biri, temel birim düzeylerine kadar birlik hareketleri ve konumları hakkında en güncel şeffaflığı sunan entegre savaş yöntemi sistemlerinin tanıtılması oldu.

Bu yapılanmaya göre, bir tank birliği veya ilerleyen bir birlik topluluğu üç ila beş dakika içinde keşfedilip birkaç dakika içinde vurulabilir oluyor. Bu durumda birliklerin hareket halinde iken tespit edilip imha edilmeleri on dakikadan fazla değil. İnsansız hava araçları da Ukrayna’da yapay zekâ kullanılarak eyleme geçiriliyor. Ruslar da bu tür uygulamalara karşı elektronik savaşa yöneldiler. Bu gelişmenin bir başka gelişmeye yol açtığı görülüyor. Bu yeni gelişme otonom sihaları kullananlarla yerden bağlantısı olmayacak bir sistem üzerine çalışılıyor. Böylece karşı taraf sihaları göremeyecek. Siha otonom olarak hedefini kendi tespit edecek. Bu özerk durum, kullanılacak siha sayısını önemli ölçüde arttıracak.

Askeri yapay zekâ benzer şekilde Gazze’deki savaşı da şekillendiriyor. Hamas grupları İsrail’in, “Demir Duvarı”nı -ki bu duvar sensörler ve gelişmiş radarlarla donatılmıştı ve uzunluğu 64 kilometre idi- aşması karşısında İsrail teknolojik çabalarına geri döndü. İsrail “İncil” adı verilen bir yapay zekâ hedefleme platformu kullanıyor.

Raporlara göre sistem işgalde merkezi bir rol oynuyor ve hedeflerin belirlenmesi ve bunlara saldırılması için “otomatik öneriler” üretiyor. Sistem ilk defa 2021’de İsrail’in Hamas’la 11 günlük savaş sırasında devreye alınmış. İsrail güçleri savaşın ilk 35 gününde 15.000 hedefe saldırmış. Bir yazıda “İncil” kitlesel suikast fabrikası olarak tanımlanıyor. Bu durum insanların hedefleme için makinalara güvenmesi ve makinalar tarafından oluşturulan önerileri kabul etmesi anlamına geliyor. Bu gelişme savaşlarda otomasyonu hızla geliştirecek gibi gözüküyor.

Yeni gelişmeler büyük orduların savaşın nasıl yürütüleceğine ilişkin temel ilkeleri yeniden gözden geçirmelerine neden oluyor. Büyük devletler yeni teknolojilere doğru yöneliyor. Bu gelişmeler, çözülmesi gereken çok sayıda sorunun ortaya çıkmasına neden oluyor. Örneğin, Nüfusun yoğun olduğu bölgelerde ölümcül otonom sihaların kullanılması, robot makinalı tüfeklerin kullanılmasına ilişkin kurallar nelerdir. Sivillere zarar vermesi durumunda hangi kurallar olması gerekir ve kim suçludur.

Genellikle hedefleri seçen ve insan müdahalesi olmadan güç uygulayan silah sistemleri ciddi insani, hukuki, etik ve güvenlik kaygıları doğurmaktadır. Bunların gelişmesi ve yaygınlaşması savaşların yapılma şeklini önemli ölçüde değiştirme ve küresel istikrarsızlığa ve artan uluslararası gerilimlere katkıda bulunma potansiyeline sahiptir. Bu durumda yaşam ve ölüm kararlarında insan denetimi korunmalıdır. İnsanların makinalar tarafından otonom olarak hedeflenmesi aşmamız gereken ahlaki bir çizgidir. İnsan müdahalesi olmadan can alma yetkisine ve takdirine sahip makineler uluslararası hukuk tarafından yasaklanmalıdır. Etkileri tahmin edilmeyecek şekilde çalışan otonom silah sistemlerinin yasaklanması gerekiyor. Örneğin, otonom silahların kendi kendilerine makine öğrenimi tarafından denetimine izin vermek kabul edilemeyecek kadar tehlikeli bir öneridir.

Sonuç

Çeşitli otonom silah sistemlerinin test edildiğine ve kullanıldığına dair artan raporlar Birleşmiş Milletler Genel Kurulunu harekete geçirmiştir. Devletler bu yeni silah teknolojilerinin oluşturduğu somut tehditleri ele alan yeni kuralları müzakere etmek için bir araya gelmişlerdir. Uluslararası hukuk, özellikle insancıl hukuk bu tür silahların kullanılmasını kısıtlamalıdır. Nitekim 1 Kasım 2023 tarihinde yapılan Genel Kurul toplantısında 164 Devlet bu tür makinaların kullanılmasının önlenmesi hususunda olumlu oy vermişlerdir. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri ve Uluslararası Kızılhaç Komitesi Başkanı otonom silah sistemlerine karşı net yasaklar ve kısıtlamalar getirecek yasal açıdan bağlayıcı yeni bir belge için müzakereleri başlatmaya ve bu müzakereleri 2026 yılına kadar tamamlama noktasında devletleri çağırmışlardır. Üye devletler insanlığı korumak için karalı adımlar atmak zorundadır.  


img

İstanbul Kültür Üniversitesi Öğretim Üyesi

Prof. Dr.
HASAN KÖNİ