Bağımsızlık Döneminde Azerbaycan–Türkiye İlişkileri: Tarihsel Oluşum, Güncel Durum ve Stratejik Perspektifler

Azerbaycan Cumhuriyeti’nin bağımsızlık yıllarında izlediği dış politika yolunun bilimsel ve teorik açıdan incelenmesi, özellikle Türkiye ile siyasi ve sosyal ilişkilerinin oluşumu ve dinamikleri ile bu alanda alınan önlemlerin sonuçlarının nesnel değerlendirilmesi büyük bilimsel ve pratik öneme sahiptir.

Azerbaycan ve Türkiye, coğrafi komşuluk ve ortak tarihî miras, etnik köken, din, dil ve kültürel değerler açısından kırılmaz bağlarla birbirine bağlı iki kardeş halktır.

Azerbaycan–Türkiye ilişkilerinin tarihsel oluşumu

İki ülke arasındaki kültürel ilişkilerin tarihsel ve millî-manevî kökleri, çok yönlü faktörlerle şekillenmiştir. Bu ilişkiler, etnik, tarihsel ve sosyo-politik temellere dayanan zengin bir gelenek üzerine kurulmuştur. Tarihin farklı dönemlerindeki bu yakın ilişkilerin gelişim dinamikleri, Azerbaycan ve Türkiye halkları hakkında “tek millet, iki devlet” felsefesinin sarsılmaz bir ilkeye dönüşmesini sağlamıştır.

Tarih boyunca Azerbaycanlılar Türkiye’nin, Türkiyeliler ise Azerbaycan’ın siyasi ve kamusal yaşamında olağanüstü bir etkinlik sergilemiştir. Azerbaycan ve Anadolu Türkleri yüzyıllardır yakın ilişkiler sürdürmüş ve en zor zamanlarda birbirlerine manevi ve askerî destek olmuştur. Bu sarsılmaz dayanışmanın en görkemli sayfalarından biri, 1915 yılında binlerce Azerbaycanlı gönüllünün Çanakkale Cephesi’ne katılarak şehitlik ve gazilik mertebesine yükselmesidir.

Azerbaycan, 28 Mayıs 1918’de bağımsızlığını ilan ettiğinde, Türkiye (Osmanlı İmparatorluğu) genç cumhuriyetin bağımsızlığını tanıyan ilk devlet olarak tarihe geçmiştir. 1918 yılında Nuri Paşa komutasında Azerbaycan’a gelen Kafkas İslam Ordusu, ülkeyi işgalci güçlerden kurtarmada ve toprak bütünlüğünü sağlamada olağanüstü hizmetler sunmuştur. Bu kurtuluş ordusunun kararlılığı sayesinde Bakü ve çevre bölgeler düşman unsurlarından arındırılmış ve Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti’nin devlet temelleri güçlendirilmiştir.

Azerbaycan’ın birçok önde gelen aydını, tarihin farklı aşamalarında Türkiye’de çalışmış, entelektüel potansiyellerini gerçekleştirmiş ve her iki kardeş halka da büyük hizmetler sunmuştur. Özellikle Ahmed Bey Ağaoğlu ve Ali Bey Hüseyinzade gibi düşünürler, Türkiye’deki siyasi ve fikir tarihinde silinmez izler bırakmış Azerbaycanlı entelektüellerdir. Faaliyetleri, iki ülke arasındaki kardeşlik ve dostane ilişkilerin tarihsel bir sembolü hâline gelmiştir. Bu aydınlar, Türkiye’nin sosyo-politik ve kültürel yaşamında olumlu bir etki yaratmakla kalmamış, aynı zamanda Türk halkında Azerbaycan’a yönelik nesnel bir bakış açısının oluşmasında paha biçilmez bir rol oynamıştır.

“Azerbaycan”, “Azerbaycan Yurt Bilgisi”, “Azerbaycan Türk” ve “Odlu Yurt” gibi dergiler, onların ve diğer Azerbaycanlı muhacirlerin öncülüğünde ulusal bağımsızlık fikrinin teşvik edilmesinde ve ortak kültürel değerlerin korunmasında önemli birer platform olmuştur. Türkiye’de düzenli olarak ikamet eden Azerbaycanlılar, bu ülkenin sosyo-politik, bilimsel ve kültürel yaşamında son derece aktiftir. Modern çağda eğitim ve iş faaliyetleri için Türkiye’yi tercih eden Azerbaycan vatandaşları, kamu yönetimi, parlamento, akademik çevreler ve iş dünyasında önemli pozisyonlar üstlenerek iki ülke arasındaki stratejik ittifakın manevi ve entelektüel direkleri hâline gelmiştir. Ortak kökler ve ortak kültür üzerine kurulu bu miras, çeşitli coğrafi ve siyasi engellere rağmen halkların ulusal ve manevi bütünlüğünü korumuştur.

Çok sayıda Azerbaycanlı subay ve asker, Türkiye’deki Millî Mücadele’nin çeşitli cephelerinde gönüllü olarak görev yapmıştır. Önemli bir kısmı, Kurtuluş Savaşı’ndan sonra Türk Silahlı Kuvvetleri’ndeki faaliyetlerine devam etmiş ve yüksek askerî rütbelere yükselmiştir. Bu onurlu listede Albay Samad Saygin, Yusif Hazarli, Mehmed Akpolat, Aslan Berkan, Salih Aksoy, Firidun Daryal ile havacılık generalleri Cihangir Berker ve Hüseyin Turgut gibi onlarca kahramanın isimleri anılabilir.

1920 yılında Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti’nin çöküşünden sonra Türkiye’ ye sığınan askerlerin yanı sıra, İstanbul’da askerî eğitim gören küçük bir Azerbaycanlı subay grubu da bu mücadeleye aktif olarak katılmıştır. Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan askerî antlaşma temelinde eğitim alan bu subaylar, eğitimlerini tamamladıktan sonra Türk ordusuna katılmıştır. Bunlar arasında ordu generalleri Mahmud Berkoz ve Jandarma Genel Komutanı Nuri Berkoz ile bir dönem Kars milletvekilliği yapan Kurmay Albay Hüsameddin Topaç da yer almaktadır.

Azerbaycan–Türkiye ilişkileri ve bağımsızlık dönemindeki mevcut durum

1990’lı yıllarda SSCB’nin dağılması ve Azerbaycan dâhil beş yeni Türk devletinin bağımsızlığını kazanması, Türk dünyasında büyük bir jeopolitik canlanmaya yol açmıştır. Bu tarihsel koşullarda Azerbaycan ile Türkiye arasında stratejik ve çok yönlü ilişkilerin temeli atılmıştır. Dünya devletleri ile bazı siyasi ve bilimsel çevreler, başından itibaren Azerbaycan–Türkiye ittifakına karşı çıkmış ve bu süreci engellemeye çalışmıştır. Ancak bu ortaklık, tüm yapay engelleri aşarak bölgede barış ve istikrarın ana garantilerinden biri hâline gelmiştir.

Haydar Aliyev tarafından oluşturulan siyasi ve ekonomik kalkınma yolu, İlham Aliyev ve Recep Tayyip Erdoğan tarafından başarıyla sürdürülmüş ve Azerbaycan–Türkiye ilişkilerini en üst seviyeye taşımıştır. STAR Petrol Rafinerisi, TANAP, Bakü–Tiflis–Erzurum ve Bakü–Tiflis–Kars gibi mega projeler, bu stratejik ortaklığın ve Azerbaycan’ın hızlı ekonomik büyümesinin temel direkleri olmuştur.

Azerbaycan–Türkiye ilişkileri, bağımsızlık yıllarında bölgede çıkarları çatışan çeşitli devletlerin araştırmacıları ve siyasi figürleri tarafından kapsamlı biçimde analiz edilmiştir. Bu çalışmalara ek olarak, zaman zaman önyargılı ve gerçekçi olmayan değerlendirmeler de yapılmıştır. Özellikle Azerbaycan’ın Türkiye ve diğer Türk devletleriyle dilsel, dinî, tarihsel ve kültürel birlik temelinde doğal yakınlaşma girişimleri, bazı çevreler tarafından gerçeklikle örtüşmeyen siyasi anlamlarla yüklenerek “istenmeyen” bir süreç olarak sunulmuştur. Ancak aynı geçmişi paylaşan toplumlar için bu tür entegrasyon tamamen meşrudur. Bu bağlamda Azerbaycan–Türkiye kültürel ilişkilerinin bilimsel olarak incelenmesi, siyasi ve diplomatik ilişkilerin daha samimi ve stratejik bir aşamaya taşınması açısından büyük önem taşımaktadır.

Tarihsel deneyim, Azerbaycan’ın egemenliğinin Rusya, İran ve Gürcistan gibi bölgesel aktörlerle ve Türkiye ile dengeli siyasi ve kültürel ilişkiler çerçevesinde geliştiğini göstermektedir. Türkiye ile kurulan yakın ilişkiler, Azerbaycan’ın modernleşmesi, evrensel değerleri benimsemesi ve uluslararası arenada demokratik ve aydınlatıcı bir toplum olarak tanınması açısından önemli bir katalizör işlevi görmektedir. Bu entegrasyonun en başarılı yönleri sosyal ve eğitim alanlarında ortaya çıkmaktadır. Türkiye’de yaşayan Azerbaycanlılar, dil ve kültür yakınlığı sayesinde yerel topluma hızla uyum sağlamaktadır. 1990’lı yıllardan 2026’ya kadar 100.000’den fazla Azerbaycanlı gencin Türk üniversitelerinde eğitim görmesi, iki ülke arasındaki sarsılmaz manevi köprülerin ve ortak entelektüel geleceğin en somut göstergelerinden biridir.

Cumhurbaşkanı İlham Aliyev liderliğinde Azerbaycan, ana dilinin hâkim olduğu karmaşık bir coğrafyada bağımsız, egemen ve güçlü bir devlet konumuna ulaşmıştır. Devlet sembollerinin ve siyasi etkinin güçlenmesi, ana dilin, kültürün ve ulusal değerlerin yeniden canlanması için elverişli koşullar yaratmıştır. Azerbaycan’ın askerî, siyasi ve ekonomik potansiyeli, devlet bağımsızlığını korumaya ve 1992–1993 yıllarında Ermeniler tarafından işgal edilmiş toprakların kurtarılmasına yönelmiştir.

27 Eylül 2020’de başlayan ve 44 gün süren Vatan Savaşı’nda kazanılan tarihî Zafer, Azerbaycan halkının ulusal ve manevi birliğini daha da pekiştirmiş ve ülkenin toprak bütünlüğünün yeniden tesisini sağlamıştır. Bu dönemde “Halk–Ordu–Güç” birliği, Azerbaycan tarihinde görkemli sayfalar yazmıştır. Türkiye Cumhuriyeti, mücadelenin ilk anlarından itibaren siyasi ve manevi desteğiyle Azerbaycan’ın yanında yer almıştır. Bu kardeşlik ve dayanışma, 2026 gerçekliğinde bölgenin yeni jeopolitik çehresini belirleyen başlıca faktörlerden biri olmuştur.

15 Haziran 2021 tarihinde imzalanan Şuşa Bildirisi, Azerbaycan ile Türkiye arasındaki ittifak ilişkilerini stratejik zirveye taşımakla kalmamış, aynı zamanda üç önemli tarihî sembolü de bünyesinde barındırmıştır:

Tarihsel olarak Kars Antlaşması’nın hükümleri, modern koşullara uygun biçimde yeniden teyit edilmiştir.

Bildirinin Azerbaycan’ın Ulusal Kurtuluş Günü’nde imzalanması, belgeye özel bir siyasi anlam kazandırmıştır.

İmza töreni için Şuşa’nın, Türk dünyasının kültürel başkenti olarak seçilmesi, bu birliğin sarsılmaz olduğunu tüm dünyaya göstermiştir.

Azerbaycan–Türkiye ilişkileri; Türk Devletleri Örgütü, TÜRKSOY ve TÜRKPA gibi uluslararası platformlar, Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi ve çeşitli hükümetlerarası komisyonlar aracılığıyla kurumsal olarak güçlendirilmektedir. Azerbaycan’ın 2023 depremleri sırasında Türkiye’ye sağladığı maddi ve manevi destek; Kahramanmaraş’ta kurulan “Avşar 1” ve “Avşar 2” çadır kentleri ile hayata geçirilen 1.000 konutluk proje, bu kardeşliğin insani boyutta da ne denli güçlü olduğunu ortaya koymuştur.

Azerbaycan–Türkiye İlişkilerinin Gelecek Olanakları

Azerbaycan–Türkiye ilişkilerinin geleceğine ilişkin perspektifler, iki ülke arasındaki stratejik ittifakın “tek millet, iki devlet” ilkesi temelinde daha da derinleştirilmesini ve Türk Devletleri Teşkilatı çerçevesinde bölgesel iş birliğinin güçlendirilmesini mümkün kılmaktadır. Bu bağlamda geleceğe yönelik başlıca öncelikler şu şekilde sıralanabilir:

• 2021 yılında imzalanan Şuşa Bildirisi, ilişkileri ittifak seviyesine yükseltmiş ve geleceğe yönelik kapsamlı bir yol haritası ortaya koymuştur.

• Türkiye’nin Azerbaycan’a yönelik destek politikası değişmeden sürmekte, her iki ülke Güney Kafkasya’da barış çabalarını artırmaya devam etmektedir.

• Türkiye ile iş birliği, Azerbaycan ordusunun inşası ve modernizasyonu alanında sürdürülmekte olup geleceğe dönük önemli fırsatlar sunmaktadır.

• TANAP ve TAP gibi enerji projeleri, Azerbaycan gazının Türkiye ve Avrupa’ya ulaştırılmasında kritik rol oynamaktadır. Yenilenebilir enerji alanında da iş birliği için ciddi bir potansiyel mevcuttur.

• Zengezur Koridoru’nun açılması, Türkiye’nin Azerbaycan ve diğer Türk devletleriyle ticari ve ekonomik ilişkilerine önemli katkılar sağlayabilir.

• Türk Devletleri Örgütü kapsamında ekonomi, sanayi, bilim, teknoloji ve yenilik alanlarında bakanlar düzeyinde diyalog güçlenmektedir.

• Düzenli yatırım forumları ve Türk Yatırım Fonu’nun kurulması, bölgesel projeler için yeni finansal araçlar sunmaktadır.

• Ortak dil, kültür, gelenekler ve 2021 yılında yürürlüğe giren kimlik kartıyla karşılıklı seyahat imkânı, toplumlar arası ilişkileri daha da güçlendirmektedir.

Genel olarak Azerbaycan–Türkiye ilişkileri, “tek millet, iki devlet” anlayışı temelinde gelişimini sürdürmekte; bölgesel istikrara ve Türk dünyasının gelecekteki entegrasyonuna hizmet eden örnek bir model olarak güçlenmektedir.

Sonuç

Azerbaycan-Türkiye ilişkileri, yalnızca diplomatik bağlarla sınırlı olmayan; derin etnik, tarihsel ve kültürel köklere dayanan stratejik bir ittifaktır. Bu bağ, tarihin en zorlu sınavlarından geçerek Çanakkale Savaşı ve Kafkas İslam Ordusu’nun kurtarıcı misyonu ile pekişmiştir. “Tek millet, iki devlet” felsefesi, her iki halkın sosyal ve siyasi bilincinde temel bir yer tutmaktadır.

Ali Bey Hüseyinzade ve Ahmed Bey Ağaoğlu gibi isimlerin faaliyetleri, Azerbaycan entelektüellerinin Türkiye’nin devlet inşasında ve ideolojik gelişiminde aktif rol oynadığını açık biçimde ortaya koymaktadır. Türkiye’nin Azerbaycan’ın bağımsızlığını tanıyan ilk devlet olması ve muhacir basının faaliyetleri, bu kardeşliğin siyasi ve manevi sürekliliğini sağlamıştır. Sonuç olarak Azerbaycan–Türkiye ilişkilerinin bilimsel ve teorik açıdan incelenmesi, geçmişteki tarihî yakınlığın 2026 gerçekliğinde bölgenin en güçlü jeopolitik eksenlerinden birini —Şuşa Bildirisi ve onu izleyen iş birliği formatları temelinde— oluşturduğunu göstermektedir.


img

Dr.
Afqan VELİYEV